img

Bakan Kirişçi: ''15 Temmuz, devletin paralel yapılarla asla iş tutmaması gerektiğine karar verildiği tarihtir''


Tarım ve Orman Bakanı Kirişçi, ''AK Parti 2023 Şehir Buluşmaları'' kapsamında Kahramanmaraş’ta gazetecilerle bir araya geldi.

Bakan Kirişçi'nin burada yaptığı konuşmasından satırbaşları şöyle:

''AK Parti, 2021 yılından beri aslında Türkiye siyasetinin tabiri yerindeyse, bütün genetik kodlarını değiştirmiş, bunu olumlu manada siyasete, ekonomiye, büyümeye istihdama, ihracata hülasa her türlü ülke yararına olabilecek evirmeyi başarmış özel bir hareketin adı.

14 Ağustos 2001 de kurulan partimizin 21 yılını geride bıraktık. Hatırlanacak olursa 2001 yılında bu ülke büyük bir ekonomik çöküş yaşamış, Başbakanlığın önünde yazar kasasını fırlatan bir esnaf, öbür taraftan Türkiye’nin önemli bir iş insanı bugün aramızda olmayan rahmetli Sakıp ağa, 'Ben servetimin yarısını kaybettim' demişti.

Bu zor şartlarda siyaset sahnesine çıkan AK Parti, bu manadan 20 yıllık bir iktidar olarak çok başarılı hizmetlere, belki de hiç kimsenin aklına gelemeyecek hizmetlere adım atmış, vatandaşlarımızın hizmetine, istifadesine sunmuştur.  

Bugün AK Parti'nin inşa ettiği muhteşem bir bina var. Bu bina her geçen gün daha nitelikli, konforlu ve güzel insanların mutluluğunu, refahını geliştiren bir bina.

100 günlük dedik, bir yıllık dedik, beş yıllık dedik, hedefler koyduk. Hamdolsun o hedefleri de çok çok ilerilere taşıdık. 

Kendi alanımdan örnek vereceğim. Türkiye’nin 36 milyar dolar ihracatı var.  Bunun 3,7 miktarı tarımsal ihracat. Türkiye İhracatçılar Meclisi'nde açıklamalar da bulundum. 8 aylık ihracat rakamı tüm zamanların rekoru. 21,5 milyar dolarlık 8 ayda ihracatımız var. Bu ne demek 8 ayda 21,5 milyar dolarsa, 30 milyar doları üstüne her halükarda çıkacak.  

2002'de tüm Türkiye’nin ihracatı 36 milyar dolardı. Şimdi, biz sadece tarım ürünlerinin ihracatını alıp, Allah’ın izniyle 30 milyar doların üzerinde gerçekleştireceğiz. Allah ömür verirse de 2023 yılında da bunu 36 milyar doların çok çok üzerinde de görmüş olacağız.

Hukuk devletinde, demokrasilerde bir kural vardır, mevzuattır. Türkiye belki Anayasa'sını komple değiştiremedi, ama Anayasa'da bu ülkenin kalkınması ve refahı adına yapılması gereken bütün değişiklikleri yaptı. Türkiye’nin önünde bu anlamada o akla gelebilecek engelleri birer birer kaldırdı.

Bunla da yetinmedik. Ne oldu? Bir de sistem değişikliğine gittik. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne dönüştü. Bu ülkede bugünkü istikrar dönemi başladı. Eksiklikleri olamaz mı? Olabilir. Daha iyi, her zaman için iyinin düşmanıdır. Millet olarak, insanlar olarak bireyler olarak elbette daha iyisini yapmak için hep birlikte çalışacağız. Çalışmaya devam edeceğiz, pedal çevirmeyi sürdüreceğiz. Belki yeri gelir yavaşlıyormuş gibi olur ama bisikletin üzerinde durma iradesini sürdüreceğiz. Sürdürüyoruz, bunu da Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu zaman kadar getirdik.

Herkes bu ülkede tarımı konuşur, bu ülkede bir tarım kanunu yok. Ama hamdolsun biz bu 20 yıllık iktidarımızın o ilk dönemlerinden başlayarak bu mevzuatı, tarım kanununu, yine Atatürk hayattayken özlemini duyduğu ve ifade ettiği tarım sigortası kanununu gerçekleştirdik.

Bu ülkede ihtiyacınız olan tohumluğun, fidenin, fidanın içeriden yerli olarak karşılanma oranı yüzde 31. Bugün bu oran yüzde 94’lere geldi. Yüzde 6’lık bir açığımız var. Bunlar yerli olduğu gibi, bir de millileştirme çabamız var. İkisini bir arada yaptığımızda gerçekten bu ülkeye yakışır bir davranışı sergilemiş olacağız.

Sayın Cumhurbaşkanımız her daim üreticinin yanında oldu. Onun için 1,8 milyar lira olan tarımsal destek bugün 40 milyar liraya yükseldi. Ve sadece bizim vermiş olduğumuz destekler mi? Hayır. Bizim yatırımız desteklerimiz var. Ziraat Bankası, enflasyonu biliyorsunuz, sıfır faizli kredi veriyor. Peki bu kredilerin sübvanseye edilen kısmını kim karşılıyor? Elbette ki bu devletin hazinesi. Dolayısıyla çiftçilere vermiş olduğumuz krediler de dahil şöyle bir baktığınızda tarıma çok önemli bir destek veriliyor.

Savunma sanayimiz yüzde 20’lerdeydi ki bu nerede başladı? Kıbrıs Barış harekatında ufak bir girişimde bulunduk, hafif başımızı kaldırdık, bir anda başımızı koparmaya çalışan o malum çevreler devreye girdi. Kötü komşu hacet sahibi yapar ve biz 2002'den itibaren savunma sanayine çok büyük önem verdik. Herkes şimdi bizim kendi savaş uçağımızın ne zaman piste ineceğini veya pistten teker kaldıracağını bekliyor. Çünkü İHA’ları ve SİHA’ları üreten dünyadaki sayılı ülkelerden sayılı birisi haline geldik. 

Burada, bu ülkenin dinamizmini oluşturan, bu ülkede gençlik dün de vardı. Ben 78 kuşağıyım. Adana’da üniversitede ziraat fakültesinde okurken beraber kaldığım arkadaşım, biz evde olmadığımız bir anda tabii ki vakit saat gelmemiş bizim daha yaşayacak havamız, teneffüs edecek havamız, içecek suyumuz varmış ve biz o saldırıdan kurtulduk.

Ama orada bir kardeşimizi katlettiler. 68 kuşağı da aynı şeyleri yaşadı. Daha sonra bu ülkede Alevi-Sünni, Kürt-Türk işte mutlaka bir şeyler bulundu. Gençler adeta birbirleriyle vuruşturuldu ki buradan bir sinerji doğmasın ve bu sinerji bu ülkenin refahına mutluluğuna asla yansımasın istediler. Başarılı oldular mı, maalesef başarılı oldular geçmişte. Ama 2002'den itibaren bu başkaldırılar da devam etti. Hainler, hainliklerini sürdürdü. Milletimizin feraseti, basireti, o erdemli duruşu, istikbali gören insanlara ve bu insanların taleplerine cevapsız kalmayan ve mutlaka bunların taleplerine karşılığını veren Cumhurbaşkanımıza 20 yıldan beri aralıksız istinasız yerelde ve genelde hep destek oldu.

Bugün Türkiye’nin ortanca yaşı 33,1. Bundan beş yıl önce, 2016’da 31,7 idi. Bizim arzumuz temennimiz bu ortanca yaşın yükselmemesi. Gençlik başka bir şey, yurt dışına gittiğinizde Avrupa’da caddede ve sokakta gördükleriniz genellikle o ülkeye dışarıdan gelenlerdir. Çünkü kendi vatandaşları artık yaşlı durumundadır. Bu dinamizmi önemli olan üretime, istihdama, ihracata dönüştürebilmek. Bizim şuanda 18 milyon ana sınıfı, ilkokul, ortaokul, lise öğrencimiz, 8 milyon da üniversiteye gidenimiz var. 26 milyonun üçte biri o bize arada bir efelenen Yunanistan’da yok. Bu önemli bir güç. İşte bu gücü Cumhurbaşkanımız fark ketti. 5 yıldan beri kesintisiz ve bizzat kendilerinin katılımlarıyla bir TEKNOFEST gençliğiyle tanıştı. Millet buna x, y, z derken bir buna TEKNOFEST kuşağı adını verdik. Bu kuşak ki bunların içinden Selçuk Bayraktar, Haluk Bayraktar, Allah onu yetiştiren Özdemir Bayraktar’dan ve bütün ailesinden razı olsun. Böyle evlatlar bugün İHA’ları ve SİHA’ları üretti. Mevkidaşım olan Ukrayna’nın tarım bakanı’yla 24 Mart'ta sanırım bir telefon görüşmesinde, 'Şuanda neredesin’ dedim. Dedi ki 'Sığınakta kendimi gizlemeye çalışıyorum.' 'Peki oraya nasıl geçtin, sığınağa?' Dedi ki 'İHA’lar ve SİHA’lar, Bayraktar sayesinde geçtim.'

Artık, Türkiye’de Bayraktar konuşuluyor, İHA’lar, SİHA’lar, ANKA’lar, Gökbey’ler konuşuluyor. Bunlara ek olarak savaş uçağımız, tamamıyla bize ait yüzde 100 yerli ve milli olan helikopterlerimiz devreye girecek. Tabiri yerindeyse bağımsızlığımızın sembolü olan savunma sanayimizdeki bu gücümüz inşallah oransal olarak en üst noktaya çıkmış olacak.

Allah aşkına bizim İHA’ya, SİHA’ya talip olmayan var mı? Bildiğim kadarıyla şuanda 32 ülke bizim İHA’ları ve SİHA’ları kullanıyor. Biz nereden nereye geldik. Ne sayesinde, TEKNOFEST gençliği, TEKNOFEST kuşağı sayesinde oldu.

15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi, bu ülkenin bence şahlanmasının da uyanmasının da bir miladi oldu. Artık devletin bu tür paralel yapılarla asla iş tutmaması gerektiğine de karar verildiği tarihtir. Aziz milletimiz o gece bir ve beraber olmuş, gerekli mücadeleyi her alanda vermiş ve bu gün onun meyvelerini de biz hep birlikte yaşıyoruz.''


Hibya Haber Ajansı

TSPB

Haber Giriş Sistemi

Reklam Pazarı

Reklam İçeriği

Kandilli Rasathanesi Son Depremler

Dünya Genelinde Son Depremle

Dolar Fiyatı

 

 

724ilanbul

Araba Hayali

Piramit Menkul Kıymetler A.Ş.